OyunSeveriz – Flash Oyun Sitesi

Türkiye’nin En Geniş Flash Oyun Sitesi

İclâl Aydın Şiirleri Sözleri

Posted by oyunseveriz on May 7, 2008

Kar

Karlı bir akşamdı ankara’da;
Son kez elele yürümüştük,
Bitmesin istediğimiz yola.
Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.
Yazarsın bana demiştin.
Bende yazarım sana sık sık.
Ağlıyordum….
Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı.
Elimi daha sıkı tuttun,
Anlıyordum….
Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim,
Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,
Kitaplarım sana emanet,
İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde…
Beni bekle…
Yol bitti, gidiyordun artık;
Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum, kelebeklerine dokunmadım,
Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, akşam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok şey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam…
Nasıl olsa bulacaktır diye, her görüşümde aynı sesle seslendim
Uçak, babama selam söyle!
Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam…
Bir bilsen seni nasıl özledim…
Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti,
Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,
Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;
Selamını aldım babacığım,
Kin büyütmedim kalbimde….
Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde.
Uçak, babama selam söyle!
Uçak, babama selam söyle!

Canım Kızım;

Meğer sanaymış yolculuğum. Burgun kendime neden yasadığımı sordum; bir anlamı olmalıydı basımdan gecen onca şeyin; bir karşılığım olmalıydı hayatta.bu soruyu sorduğumda kendime yirmi üç yasındaydım. Ellerim yaslanmamıştı henüz ama soluk soluğa kalmış yorgun bir çocuktum, bildiğim her şeyden, herkesten uzaktaydım..
Yalnızlık, yabancılık, haksızlık dünya kederleri bir olup yüklenmişlerdi bir gece kalbime. Balkona çıktım, dördüncü kattaydım.soğuk bir kıs gecesiydi. Demirleri tuttum caddeyi seyrettim ağlayarak. Göreceksin insan nasıl acır kendine böyle anlarda… Yüz yirmi dokuz numaralı otobüs geçiyordu ve bir kız köşedeki benzinciden çıkmış; elinde bira şişesi ağlıyordu, uzundu sacları.kaldırıma oturdu elindeki bira şişesini karşısındaki saat kulesine fırlattı. Saat oniki’ye on vardı ve belli ki ikimizinde canı çok yanmaktaydı…
Annem geldi aklıma bir Pazar dönüşü elimi avucunun içinde kavrayışı ve bana doğumumu anlatısı. Yalnızmış sancıları geldiğinde; çok korkmuş ya başaramazsa diye. Balkona çıkmış insanları seyretmiş başka kadınlarda çekti bu sancıyı diyerek ve başka insanların acılarından güç alarak doğuma girmiş. Doğduğumda yaptığı ilk şey saate bakmak olmuş. Saat öğlen oniki’ye on varmış. İşte böyle demiştim kendi kendime; buraya kadarmış. Sonra çilekli pastayı, çaldığım vişneleri, limonlu dondurmayı ne çok sevdiğimi düşündüm. Saclarımı uzatacaktım, para biriktirip yollara çıkacaktım ve bir daha hiç yirmi üç yaşında olmayacaktım. Büyük kararlardan önce mutlaka bir gece beklemeli eğer sabah aynıysa her şey o zaman düşünmeli bitirmeyi bir hikayeyi.. Ertesi gün güneşli bir sabahtı; çoktan düşmüştü ruhumun ve kederimin ateşi…
O günden sonra neler oldu bir bilsen…sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki. Çok korkuyorum severmisin acaba beni? İyi bir anne olabilecek miyim? Koruyabilecek miyim seni? Kalbimde ve zihnimde biriktirdiklerimi eksiksiz iletebilecek miyim sana?
Takvimler bir sonbahar çocuğu olacağını söylüyor. Annende sonbaharda doğmuş bir bebekti. Bu mevsim hüzünlüdür kızım ve çok sever güneşi.şuanda minicik tekmelerinle ben burdayım diyorsun. Gelişine az kaldı. Seni sevinçle beklerken odanı hazırlıyoruz hevesle.ama ne yazık ki odan kadar sessiz ve özenli bir ülkeye gelmiyorsun. İsterdim ki benim gördüklerime sen şahit olma ama onlar sana bile yetişti. Geleceği zamanı kendi seçen biri olarak güçlü ve bendende önde olacağını biliyorum umarım sende seversin karıncaları, kedileri ve kelebekleri. Ben babasını çok özleyen bir çocuktum dilerim sen ayrı kalmazsın seni sevinçle bekleyen babandan….
Anneler ve babalar tanıyacaksın bizden başka. Oğluna söz verdiği bisikleti alamadığında notalarla oğlunun adını yazan bıyıklı yorgun babaları, ya da kendi giyemediği mavi yirmi üç nisan elbisesini sabaha dek uyumadan kızına diken anneleri, sonra kendinden başkasını düşünmeyenleri, kendi öfkesinde boğulanları ve yalancıları tanıyacaksın. AŞk’ı tanıyacaksın bir gün, kalbim kırılacak ve belki kıracaksın birilerini… İyi bir tamirci ol kızım, çabuk onar kırdığın kalplere ve çaresiz kalma kendi kırık kalbine. Sen şimdi kendi öykünü yazmaya geliyorsun.
Hayat iki seçenek sunuyor: ya payına düşen kederi parlatacaksın; ya da ömrünle iyi geçinmeye bakacaksın. İkincisini tercih edersin umarım…
Bana öğretildiği gibi kızım; öğrendiğin çiçek adlarını unutma, kelebekleri kitap arasında kurutma, kin büyütme kalbinde ve incitme kimseyi…
Dilerim dünyaya geliş nedenini sen çabuk bulursun.yolun acık olsun….

Annen

İclal Aydın

Ne Olacak Halim

Sen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım…
Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar,
Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi,
Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;
Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,
Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini,
Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdi
Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala,
Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim,
Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler.
En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin?
Şimdi düşlediklerimin neresindesin…
Dedim ya.
Bu ikimizin hikayesi…
Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
Bizi buluşturan kaldırımları,
İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
Ben unutmadım diye
Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,
Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
Ne Olacak Halim…
Çabuk mu büyüdük dersin
Biliyorum..
NE Olacak Halim…
Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir.
Neleri bırakmış olacağım birde,
Ne aşkları
Ne başlangıçları
Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi.
Biliyormusun…
Tek sorum var kendimle şimdi

Ahhh

İCLAL AYDIN

 

Saklambaç Oyunu

Küçük bir çocuktu gece,
Beraber büyüdüğümüz,
Birlikte, hiç dokunmadan birbirimize / ama hep elele…
Bilir misiniz, gündüzden kaçardık biz
Biz kaçardık o kovalardıhiç usanmadan / çocukluk işte.
Saklambaç oyunu…
Taş duvarlardan geçtik, sürgülü kapılardan
Yeraltına indik bazen, hiç korkmazdı gece!
İnsanlar vardı, çırılçıplak insanlar
Soyunmuşlar mıydı yoksa hiç giyinmemişler mi,
asla bilemediğimiz…
yüzlerini hiç seçemediğimiz irili ufaklı insancıklar.
biz oyalanırken onlarla,
gündüzü fark ettiğimiz muhteşem zamanlar geçti.
oyun devam ediyordu / saklambaç oyunu…
tekrar kaçmaya başlardık, gündüz kovalardı.
her yerde bizi aradı bir umutla /biz gündüzün hiç dokunmadığı,
saklambaç arkadaşlarıydık fakat…
fakat neden geceyi seçtim ben, yada neden o beni?
neden gündüzün bir kere bile olsun bize dokunmasına izin vermedi gece?
ah!…
nasılda unutuverdim kuralı zaten ne gece bana,
nede ben geceye /hiç dokunmamıştım ki, dokunmamalıydık.
derken hiç fark etmediğimiz zaman yakaladı bizi
büyümüştük…
gündüz gece ve ben /büyüdük çünkü zaman dokundu bize,
kuralları bozan zaman…
saklambaç oyunu…
oysa ikisini de çok sevmiştim,
geceyi ve gündüzü
belki geceyi biraz daha fazla…
ilk dostumdu benim /geceyle birlikte doğdum ben ve birlikte büyüdüm.
sonra, yine bir karanlıkta terk etti gece beni
bir çift karanlık göze bıraktı gündüzden kaçırarak.
ah!…
saklambaç oyunu
bir çift göz, bir çift göz dokundu bana
tıpkı gündüz gibi, ama gözleriyle
belki de, hiç oynanmamalıydı bu oyun
anladım ki, bir saklambaç oyununa kurban ettik herşeyi
ve bilmeden herşeyi nasılda yitiriverdik
artık geceyi hiç özlemiyorum
gecenin kendisiyim ben
gündüzü görebilmeyi ümit eden
ve onun elinden tutup bir daha ayrılmamayı düşleyen gece
meğer, kendimi terk etmişim ben
zormuş gece olmak gündüzlü sevdalardan geçe kalmak
derler ya, zaman tüm acıların tek ilacı diye
hani bir saklambaç oyununda bize dokunan ve bizi büyüten zaman
oyunun kuralıymış
önce bizi büyütür,sonra acılarımızı küçültürmüş
bu yüzden dokunmuş bize
şimdi, saklambaç oyunundan geriye bir tek zaman kaldı yadigar
başka bir saklambaç oyunundan dönmesini beklediğim zaman.
zaman…

Zor Günler

Benden önce söylenmiş sözlerin haklılığına kızdığım oldu zamanında
ama inandığımda…
Ömrümde her şarkı başka bir kapı açtı.
Bu şarkının ardında sen…
Bu kapının ardında ise benden önce söylenmiş sözler vardı.
Seçtiğimiz hayatlar mı bunlar seçtiklerimiz mi?
Bunca yokluk, bunca kırıklık, bunca acı…
Seçtiklerimiz evet…
Hayat bu sevgilim çoktan seçmeli
Senin aşkınsa bir dönem ödevi…
Bir şarkı tuttum sevgilim
Bir kapı açtım ikimize
İkimiz çokmuşuz meğer bu resme.
Kapatmadan bu kapıyı yine de…
Bu yaralar bereler sanadır bileler.
Çok canım yanıyordu gördüklerimden ve göreceklerimden…
Benim kanayan dizlerim yoktu hayatta bir tek
benim de kanattıklarım vardı elbet.
Gezdiğim kumlar ve geçtiğim yollar hala gölgemi taşıyorlar.
Hani demiştim ya en başında…
Ne ayrılıklar, ne aşklar, ne başlangıçlar diye…
Yani demem o ki;
Çok zor günler geçirdim vaktiyle…
Bu şarkı sadece benimdi sevgilim
Ve ben büyük bahçeler istemiştim ikimize.
Yazmışsın ya “O’nu sevebileceğimi düşünmüştüm” diye…
İşte o günden beri belki de bu yüzden sadece
Bu yaralar bereler sanaydı…
Bileler göreler aşkımı…
Şahidim Gökkubbe…

Yağmur

Ne zaman eskiyor sevgiler, ödenen bedellerin acısı geçince mi ?
Yağmur yağıyor,mutfak camındayım.
Nasıl üşüdüğümü bilemezsin..
Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne,
Söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama.
Şimdi telefon açsam sana,sesini duymakda yetmiyorki.
Hep aynı cümleler;
Babamlar nasıl , ilacını aldı mı ?
Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde.
Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi.
Bazen dalıp giderdim mutfakta yemek yaparken.
Tahta kaşıkla tencerenin başında öylece ne düşünürdün acaba?
Özlemek çok fena anne.
Anlamak seni,
Dahada fena.

Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları.
Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var
Gittikçe sana mı benziyorum ben?
Yada;
Annenin kaderi kıza dedikleri doğru mu?
Baban; ”Eskitir herşeyi kızım” demiştin bir kez.
Anlamamışım meğer.
Eskiyormuş annecim.
Omuzunu ovucak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde.
Şimdi duysan bunları ne üzülürsün..
Mutsuz mu kızım diye?
Çoktan kendimden vazgeçmiş bir sesle.
Mutsuz değilimde anne,yağmura ve mutfağımdaki kedere çare bulamıyorum.
Evimi topluyor,toz alıyor,patlican kızartıyor,televizyon seyrediyor
Akşam çalan kapıyı açıyorum.
Açtığımı gören olmuyor.
Pişirdiğim yeniyorda güzel olmuş denmiyor.
Çay demleniyor,demleniyor
Kederim mutfağımın her yerine yerleşiyor.
Ah nasıl eskiyor herşey anne,nasıl eskiyor.
Eskilerimide atmaya kıyamıyorum.
Seni çok özlüyorum.
Bana yasakladığın bahçeler sanada mı uzaktı hep?
Gidemeyişine ağladınmı sen
Ne zaman eskiyor sevgiler,ödenen bedellerin acısı geçince mi?
İşte böyle;
Kalbimde bir acı şarkılar seni söyler…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: